tum yazarlara lafmacun t shirt u hediye edilsin kampanyasi

götümü silerim. versinler.

galatasaray in sabri sarioglu nu mumla aramasi

#1928172

tanım: galatasaraylı futbolcuların elektrikler kesilince ellerinde mumlarla tesislerde karanlıkta kaybolan sabri'yi aramasıdır.

başka türlüsünü düşünemiyorum, hayal gücüm o kadar da geniş değil.

beden egitimi dersinin oldugu gun yagmur yagmasi

o yıllarda, yani ilkokul yıllarında hiçbir şeye bu duruma sövdüğüm kadar çok sövmemiştim..

beden eğitimi dersi.. haftaiçi defterlere hayvan gibi yazılan yazılar, çözülen problemler, tarih dersinde ezberlenen kongreler, bildiriler, genelgeler vs. tüm bunların stresinin atıldığı an o kutsal iki derste, beden eğitimi dersinde sol kanattan atağa destek vererek gol bulup hayvanlar gibi yerde yuvarlanıldığı andır.

hatta öyle bir derstir ki bu ders, ders programları yazıldığında hangi dersin öncesinde olduğu, ilk ders mi son ders mi olduğuyla bile ilgilenilir. herhangi bi günün ilk dersiyse eşofmanlarla okula gelinir, hem de salına salına. son dersse eve eşofmanla dönülür ama eğer türkçe ile matematik derslerinin arasındaysa durum biraz sakattır. bazen derse eşofmanla girilir, hoca bazen görmez, görürse üstünü giymeye yollar. dersin yarısı böylece kaynar, matematik dersinin not ortalaması da sınıfça mütemadiyen düşer.

dersin hazırlıkları da itinayla yapılır. bir gün öncesinden matematik defterinin arkasında maçın kadroları belirlenir. okulun boktan toplarıyla oynamak zorunda kalmamak için sağlam bi topu olan top getirir.

o yıllar, o kutsal iki saatlik zaman diliminin bulunduğu günde yağmur yağmasın diye dua edilirdi, hatta sırf bu yüzden akşam haberleri sonrası hava durumu haberleri takip edilir, sırf hava durumunu kaçırmamak için haberlerin tamamı izlenirdi. hatta beden dersi olmasa reha muhtar denen kişiden ortaokulun sonlarına kadar haberim olmayacaktı. ne'işim olur benim haberle, beden olmasa?

sabah yataktayken önce sağ göz açılır, bakılır odaya giren sabahın ışıkları gri mi yoksa aydınlık mı? aydınlıksa süper! ama griyse güneşliğin altından korkuyla bakılırdı, ankara'nın tipik griliği yine bi ibnelik mi yapıyordu, yoksa ankara hakkaten bi orospu çocukluğu yapmış mıydı?

griyse de sorun yok.

ama yağmur varsa...
dünya başa yıkılır.
artık bi ilkokul öğrencisi için yaşama amaçlarından biri ortadan kalkmıştır.

ulan 6 gün boyunca yağmayan yağmur o gün mü yağar??? o mına kodumun balkanlarından o yağmur tam salı(genelde salı olurdu bedenler) günü ankara'ya yağmur yağacak biçimde mi girer?

balkanlara giriş zamanlamanı sikeyim senin soğuk hava dalgası.

okula yine de bir umut eşofmanlar içine giyip de gidilir. belki yağmur durur, yerler kurur. hatta yağsa bile biz yine oynardık ama hocalar bu konuda çok ibneydi.

- ya örtmenim yerler kuruduuu..
- evladım görmüyor musun yağmur yağıyor hala..
- ama bazı yerler kurumuş.
- bugün sınıftayız çocuklar.

ibne bahri hoca! pos bıyığını sikeyim senin. bok var çıksak 1 saat maç yapsak!
o mına kodumun "kirlenmek güzeldir" reklamı da bizim zamanımızda çıkmadı ki bi bahanemiz olsun!

çıkamazdık, o iki saatte kös kös otururduk sınıfta ölüm sessizliği eşliğinde.. normal zamanda gürültünün amına bile koyan çocuklar bu iki derste hiç konuşmazdı. eminim o sınıfta pipisi olan her çocuk balkanlardan giren soğuk hava dalgasının zamanlamasına, yağmurun durmayıp yerlerin kurumasına izin vermemesine, dışarı çıkmayınca atletizm dallarını anlatan bahri hocanın pos bıyığına içinden içinden en az benim kadar sövüyordu.

ama o gün kelime dağarcığımın elverdiği kadar, yani en çok ben küfrediyordum bunlara..

p.s: hele bir de bazı beden derslerinde iki saat boyunca "rahat, hazrol!" yaptıran bi beden öğretmeni vardır ki ona girersem çıkamam, benden yediği küfrü rtük bile sansürleyemez.

kupa papazi

aziz yıldırım değildir.

ehememe, negzel espri len di mi aleksandr?
- abi meme dedin?
hemen de götün kalkar, ibne aleksandr.

yarraami ye diyaloglari

- yarraamı ye.
- olur.

<bkz: kerhane diyalogları>

galatasaray kewell i gonderirse olabilecekler

mesela kulübü taşlayabiliriz, ya da adnan polat'ı linç edebiliriz.
sonra jo'dan imza isteriz.

haldun ustunel in yurt disina cikmasi

atmosferden dışarı çıkması gibi. dışarı çıkınca yıldız getiriyor adam.
bi de uzaya yollarsak kutup yıldızıyla beraber gelir şerefsizim.
iyi ki astronot olmamış.

sevgililer gunu sacmaligi

<bkz: bal damlıyor ağzından>

afgan

2'ye 5 kala olduğunu duyan-gören'in ağzından basketbolun b'si çıkmıyor, daha doğrusu bu çocuk görmüyor; belirteyim dedim. *

basketbol

aşk'tır
ki gerisi vesairedir.

ankara ya kar yagdi tutmadi zirvesi

yağıp da tutan kardan mütevellit zirvenin adını değiştiriyoruz:

<bkz: kar yağdı, hadi içelim zirvesi>

bize her yol tekel..

dieu

aramızda dieu'nun kim olduğunu daha önceden de bilmesine rağmen eleştirenler var. garip. -burada herkese değil lafım, zaten arif olan anlar ama dağın zirvesi arifin a'sı değilken altlarından ne beklersin?-

tekrar ediyorum, cinayet işlese bile, tecavüz etse bile umrumda değil. olaya kendi açımdam bakarım, ben varım, hatta karşıki dağları da ben yarattım.

şimdi bana "ana bacı" muhabbeti yapanlar çıkabilir, sikimde de değil. benim anam bacım daha önce dediklerimi yapmaz. geçiniz.

ben derim ki burada dieu suçlu değildir. bir kuyruk acısı mı var? tabi ki var. kiminle ne muhabbeti olduğunu biliyorum. bu yüzden "dikkat dieu sikebilir" temalı yakarışları bırakın da önce kendinize bakın. dieu pharmaton'ken ben üniversite 1. sınıftaydım, şimdi okulu bitirmek üzereyim. bu kadar zaman unutulmamasının arkasında ben başka bişey ararım.

aslında ben aramam, çünkü gözümün önünde her şey.

bu da bu adam hakkında son sözlerimdir.

bacim seni de allah korumus

<bkz: beterin beteri var, ya dieu çıksaydı karşına>

-random falan-

afgan

----- spoiler -----

bize kelp demiş tahir efendi
iltifatı bu sözde zahirdir
malikidir mezhebim zira
itikadımca kelp tahirdir.

----- spoiler -----

senin deyiminle; daha söylenecek çok laf var.

editli-yorum: kendi nickinin altına yazdığın şeyi benim de kendisi gibi yaparak cevap verdiğimi bile anlamıyor, ve... -kestik-.

exnihilo

bi noktada eyvallahım var bak değinmeden geçemem, şurayı kurmasan, "msnden öte", ben cumartesi gecesi buradan tanıştığım iki arkadaşımla içemezdim.

ama bak onların bir ortak noktası var.
gecenin bir yarısında, buraya "senden çok önem verdikleri için" seni bilmemkaç kere aradılar ve her biri buradaki en iyi 10-20 yazar içerisindeydi.
şimdi nerdeler?
"sikmişim sözlüğü" diyolar.
ben de eyvallah çekiyorum "mecburen".

diyelim ki;
hadi ben angaralıyım, bunu yedim.
hadi ben bi kere görüştüğüm bi adamı savunuyorum sen de sözlükteki yerine yakışmayan bi laf ettin, bunu da yedim.
ama sen bu sözlük üzerinden sözlüğü sözlük yapan adamları bir bir harcadın ya bu sözlükten yediğin hiçbir lokma helal değildir, bunu da bil!

neyi neyin üzerinden savunduğuna şöyle bir bak da sonra beni eleştir. bak yine eleştiriyorum, "sözlüğün anasını belliyorlar!" kör müsün bunu göremeyecek kadar? ben lafmacundan başka yerde yazmadım, bu kadar önem veren insanı düşünmeyecek kadar mı ruhsuzsun? şimdi buna okkalı bişey döşersin. beklerim, ama hangi yüzle? dieu'yu unut, benim savunduğum değerleri unut, insanlığımı zamanında dieu'ya verme meyilimli insanlar ha eleştirmiş ha eleştirmemiş, sikimde olmaz. herkes aynı fikirde olmak zorunda değil sonuçta.

eyvallah lan, yaptığın her bi şeye eyvallah. zaten soğumuştum şuradan, bu tavrın da tam oldu. altın vuruş misali.

dieu

<bkz: kız olsam vermezdim>

yeterlidir.

dieu

istanbul-almanya arası uzak geldi sanırım, bu kadar çemkirildiğine göre..

ben arkadaş bildiğimi savunurum da madem birkaç entry'den kimin ne bok olduğunu çıkaracak kadar insan sarrafısınız da anlayamadınız mı dieu'nun zamanında ne malın gözü olduğunu?

tamam ulan ben insan değilim de siz çok mu mükemmelsiniz?

ayrıca msn'den tanışmışlığıma rağmen, bu adamın pharmaton nickinden uçurulma sebebinden; ben eskişehir'in almanya'ya bağlanması sonucunu çıkarıyorum.

söz bitmez, ben de bitmem.
hodri meydan!

emilio santos

ölmemeliydi..

dieu

afgan bu sürprize hep hazırdı.

buraya dün yazmayı düşünüyordum ama dieu(/pharmaton/wrangler/kenan asilsoy)'nun bu sözlüğe girme amacını herkes gibi benim de bilmemden dolayı yazmadım.

dieu'yu severim. sözlüğe girme amacı ve insanlarla ilişkileri sikimde bile değil. ben bu adamın insanlığını seviyorum. zaten buraya yazma amacım da tamamen arkadaşlık hatrı. aramızda 550 km olmasa içeceğimiz biraların hatrına..

evet, bence de siberalem'e gitmeli. bence de azgınlığını dindirmek için kerhaneye gitmeli. ama kafama takılan bir nokta var. dedim ya dieu'yu severim, o da beni sever bilmukabele. hatta burada, dieu yazamaz olduktan sonra, arkasından konuşup da zamanında aralarında su sızmayanlar, o'nunla sabahlara kadar sohbet edenler sorsun, öğrensin.

işte anlamadığım nokta da burası. "bütün kızlar toplandık" ayağında popülarist takılanlar acaba güvercinlerine yanıt vermeden nasıl bu kadar abazan olduğuna karar verebiliyor? dieu çok kaypak bir insan olabilir ancak arkasından "mına godumun abazanı" demeden önce bi kendi geçmişlerine baksınlar zira dişi köpek kuyruk sallamadan erkek köpek arkasından gitmez. bu adama kimse yüz vermese tutup da yüzünüze veya arkanızdan sövemez, sövse sözlükte bu kadar zaman barınamaz, direk yazamaz olur.

di mi benjamin?

bir de sözlükte o kadar trollük ve brukerizmin patlama yaptığı, artık son çare olarak taşaklı yazarları geri çağırarark hit sağlamaya çalışan bu yerde "hatunlarımızı kaldırıyorlar!" diye bu adamı 4-5 kere uçuran zihniyete ne demeli?

öpüyorum seni dieu ama sakın sikme beni, ok?

edith piaf: bilimum imlâ hataları.
samuel l. jackson: rapor: iletildi.

istanbul a asik olmak

kolaydır.

sıkıysa ankara'ya olun.